29 Ekim 2016 Cumartesi

Film Önerileri -2- / Kendinizi İyi Hissettiren Filmler...

Yapmaktan en çok hoşlandığım aktiviteler arasında yer alıyor; film izlemek. Bu yüzdendir ki yazarken en çok keyif aldığım yazılarda hep film önerileri üzerine oluyor. Son zamanlarda hep umut aşılayan, pozitif duygular yükleyen ve gülümseten kitaplar okumayı ve filmler izlemeyi tercih eder durumdayım. Aslında her daim ihtiyacımız olan duygular ve hisler bunlar ancak bazen çok daha fazla gereksinim duyabiliyoruz. Özellikle sonbahar mevsiminin gelişiyle birlikte üzerimize sinmeye başlayan melankolik havayı dağıtabilecek filmler seçtim bizim için. Listedeki tüm filmleri çok severek izledim ve arşivime ekledim. 

(Her birinin IMDb puanının üzerine tıkladığınızda ilgili filmin sayfasına ulaşabilirsiniz.)



1. About Time / Zaman Hakkında (2013)

Tim Lake Cornwallİngiltere'de yaşayan genç bir adamdır. Çocukluğu deniz kıyısındaki bir evde babası  annesi, yarım akıllı dayısı ve özgür ruhlu kardeşi Kit Kat ile geçmiştir. Tim 21 yaşına geldiğinde babası Tim'e ailesindeki erkeklerin kendi hayat sürelerinde geriye gidebildiğini yani bir nevi zamanda yolculuk yapabildiklerini söyler. Tim'in babası oğlunun bu yeteneğini para ve şöhret kazanmak içim kullanmamasını ister, bunun üzerine Tim yeteneğini hayatının aşkını bulmak için kullanmaya karar verir. (IMDb: 7,8)



2. Mona Lisa Smile / Mona Lisa Gülüşü (2003)

Katherine Ann Watson (Julia Roberts), 1953 yılında sanat tarihi öğretmeni olarak California’dan New England’da bulunan Wellesley Kız Koleji’ne gelir. Dönem savaş sonrasıdır. En başarılı ve en iyi öğrenciler bu okulda okusalar da, okul ve kasaba oldukça muhafazakârdır. Öğrencilerine, yürüyecekleri yolun onlara gösterilmiş olan değil, kendilerinin seçecekleri yol olduğunu anlatmaya çalışan Watson, güçlü bir muhalefetle karşılaşacaktır. (IMDb: 6,4)



3. Cafe Society (2016)


Film 1930'lu yıllarda geçiyor. Sinema sektöründe kendine bir yer edinmeye hevesli Bobby (Jesse Eisenberg), evini ve babasının kuyumcusunu terkederek Hollywood'a gelir. Burada dayısının sekreteri Vonnie'ye (Kristen Stewart) aşık olur, bir yandan da o devri tanımlayan hızlı hayata kendini kaptırır. (IMDb: 6,8)



4. Midnight in Paris / Paris'te Gece Yarısı (2011)


Sonbaharda evlenecek olan Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez'in babasının iş gereği Paris'e gelmesini fırsat bilip, küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayın Gil'in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçek üstü maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir... Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği ve tutkusu pekişir.. (IMDb: 7,7)



5. Eat Pray Love / Ye Dua et Sev (2010)


Evli bir kadının hayatı farklı bir yöne gitmektedir. evliliğinin gerçekte ne kadar mutsuz olduğunu fark eder. acı bir boşanma sonrası "kendini bulmak" için bir dünya yolculuğuna çıkar. (IMDb: 5,7)



6. The Devil Wears Prada / Şeytan Marka Giyer (2006)


New York’ta yaşayan sade ve naif bir genç kız olan, henüz gazecilikten mezun Andrea Sachs bir işe girer. Runaway Magazin’in acımasız yöneticisi Miranda Priestly adlı güçlü ve sofistike bir kadının ikinci asistanı olarak görev almıştır. Andrea’nın hayali iyi bir gazeteci olmaktır. Söz konusu görev için aslında sıradan bir tarzı olsa da mücadeleci yapısı ile hızla başarı kazanacaktır. Ancak bu durumun da bedelleri vardır. Andy, kendisine uzak gibi görünen Miranda’nın o şatafatlı dünyasında bir yer kazanmıştır ancak önceki dostları ve tüm sevdikleri kendisinden kilometrelerce uzakta kalmış gibidir. (IMDb: 6,8)



7. Amelie (2001)

Paris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur. (IMDb: 8,4)



8. L'Ecume Des Jours / Günlerin Köpüğü (2013)

Gerçeküstü ve şiirsel bu hikayede , idealist ve mucit bir genç olan Colin , Chloé adında Duke Ellington'ın Blues'larından birinin dünyaya gelmiş haline benzeyen genç bir kadınla tanışır. Bir aşk hikayesi olan evlilikleri Chloé'nin ilginç bir hastalığa yakalanması ve ciğerlerinde büyüyen nilüfer çiçeğiyle hüzne dönüşür. Fantastik bir Paris'te Colin ise gitgide daha absürt işlerde çalışarak Chloé'yi iyileştirmeye çalışır. (IMDb: 6,5)



9. The Help / Duyguların Rengi (2011)

1960'lı yılların Mississippi eyaletinde geçen ve anlattığı hikayeler açısından sosyal bir yönü de olan ‘Yardımcı’, gizli bir yazı projesi etrafında birbirlerine daha çok yakalaşan 3 farklı kadının dostluk öyküsünü anlatıyor. (IMDb: 8,1)



10. It's A Wonderful Life / Şahane Hayat (1946)


Üst üste gelen olaylar yüzünden işa adamı George Bailey intiharın eşiğine gelmiştir ve köprünün kenarında sallanmaktadır. Tam o sırada Clarence adlı ‘koruyucu melek’ belirir ve George’u intihar düşüncesinden vazgeçirmek için George’a küçük bir oyun oynamaya karar verir.

Bu oyunda George eski hayatına geri dönecektir ve George, hayatındaki insanların George’la hiç tanışmamış olsalardı ne şekilde bir hayat süreceklerini görecektir. Bu sıradışı deneyim sonucunda George iyi niyetinden dolayı ne kadar çok insana yardım ettiğini anlar ve hayatının değerinin farkına varır. (IMDb: 8,6)



11. Breakfast At Tiffany's / Çılgınlar Kraliçesi (1961)


Piyasada tutunmaya çalışan çiçeği burnunda bir yazar olan Paul Varjak , New York'ta eski bir apartman dairesine taşınır. Buradaki güzel ama tuhaf davranışları olan komşusu Holly Golightly onun ilgisini çekmeye başlar. Holly taşradan gelmiştir, mutsuz bir çocukluğun ardından 14 yaşında evlendirilmiş, aktris olmak için Hollywood'a kaçmış, sonra da New York'a gelmiştir. Burada geçimini sağlayan paranın kaynağı pek açık değildir. Holly'nin çelişkili yaşam tarzı, sadece tek bir roman yazmış ve kendine güven sorunları olan Paul Varjak'ı hem şaşırtır hem de onda hayranlık uyandırır. Toplum içindeyken, seksi ve kaşarlanmış tavırlarıyla dışadönük bir kişilik yapısı sergileyen Holy, Varjak'la yalnız kaldığında savunmasız, yumuşak, tatlı, çocuksu ve vesveseli bir insan haline gelmektedir. (IMDb: 7,8)



12.Chocolat / Çikolata (2000)

Ufak bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, buraya yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve monoton günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin,umudun ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu.Lakin kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir. (IMDb: 7,3)




Söylediğim gibi hepsini büyük bir keyifle izlemiştim fakat içlerinden favorilerimi ayrıca belirtmem gerekirse; Şahana Hayat, Amelie, Paris'te Gece Yarısı ve Çılgınlar Kraliçesi benim için en'ler arasında. Özellikle Fransız filmlerine ve görsellerine hayran biri olarak Paris'te Gece Yarısı'nı hayranlıkla izlemiştim. 


Haydi sizde içlerinden birini seçin ve bu hafta sonu yüzünüze bir gülümseme kondurun :)


24 Ekim 2016 Pazartesi

Ki Gold Premium Saç Bakım Maskesi...


Ki Gold saç bakım maskesini özellikle snapchat üzerinden çok kez paylaştım, hatta instagramdan bile. Çoğu takipçimi bu sebeple bıktırmış ve yıldırmış olabilirim. Ama çok memnunum, çok seviyorum ne yapabilirim ki. Bu kadar memnun olmama rağmen hakkında yazmam gereken bu yazıyı geciktirmem de benim hatam. Çünkü her paylaştığımda hakkında detaylı sorular alıyorum. Hal böyle olunca genel hatlarıyla bir yazı yazmanın zamanı geldiğini düşündüm. Kullanmak isteyen, merak edenler olduğunu biliyorum. İnternette de hakkında yazılmış detaylı bir yazıyla karşılaşamadım bu yüzden almak isteyenler için umarım faydalı olur yorumlarım.

Saçlarım için saç kremi veyahut saç maskesi kullanmayangillerdenim. Nedeni de hep bahsettiğim gibi ince telli ve dökülmeye meyilli olması. Bu tarz saç ürünleri de benim saçlarımı döktüğü, yağlandırdığı ve ekstra hacimsizleştirdiği için kullanmamayı tercih ediyorum. Daha doğrusu ediyordum. Halen saç kremi kullanmıyorum orası ayrı ancak Ki Gold saç maskesini aldığım günden beri harici bir bakım ürününe de ihtiyaç duymadım ne yalan söyliyim. Çünkü çok yoğun bir bakım sağlıyor. Evde kuaför bakımı diyorum ben buna. 

"Ürün özelliklerinden ve içeriğinden bir alıntı;"

 3 den fazla iyileştirici bitki özü içerir. Ki Gold'a kıyasla yeşil çay ve changpo özleri eklenerek geliştirilmiş formül ile saç derisini korur, ağır metallerden arındırır, anti-oksidandır ve detox sağlar. Bitki özlerinin kokusu hafifletilerek, genç yaşlı herkesin kullanımı hedeflenmiştir. Uzak doğunun mucizevi bitkisi; 


 KIRMIZI KORE GİNSENG - Saç dökülmesine karşı etkilidir ve saç gelişimini destekler - Saç derisi, kıl kökü ve saçı derinden temizleyerek güzel görünümlü sağlıklı saçların sürekliliğini sağlar - Kepeği ve kaşıntıyı giderir - Dolgunluk, hacim ve parlaklık kazandırır Ki nedir? Ki; insan vücudunda yaşam için gerekli olan bütün faaliyetleri ve zenginlikleri içeren bir kelimedir. Ki, yaşayan tüm canlıların 'Hayat Gücü'dür ve onları evrenin içindeki enerjisiyle birbirine bağlar. Ki Uzakdoğu tedavisinin temelidir, temel prensibi bulguları ortadan kaldırmak yerine, problemin temeline inmektir.


Ginseng özünün asli faydaları yapmış olduğum alıntıda net bir şekilde anlatılmış. Ama önemli olan bahsetmiş olduğu sorunlara ne kadar etki edebildiği.

Saç dökülmesinden başlayacak olursam, evet yarı yarıya bu problemi çözüyor. Benim için çok daha önemlisi harici bir dökülmeye sebebiyet vermemesi. Bu konuda herhangi bir sorun yaşamadım +1 verebilirim. Ayrıca düzenli kullanım sonrasında yeni bebek saçlar çıkarttığını gördüm.

Dolgunluk, hacim ve parlaklık kazandırdığı konusundaki performansına ise %100 katılıyorum. Gözle görülebilir en büyük etkisini bu yönde gördüm. Her kullanım sonrasında saçlarım ışıl ışıl parlıyor ki bunu çevrem bile fark etti. Ve ikinci en sevdiğim özelliği saçlarım yumuşacık yapması. Ben bu gibi etkileri keratin bakımı yaptırdığım dönemde elde etmiştim ki bana göre aralarında hiçbir fark yok.

Saçları uzatma konusunda da başarılı bir ürün olduğunu duymuş olabilirsiniz. Bence tek başına mucizevi şekilde uzatma sağlamıyor. Örneğin ben Hindistan cevizi yağını kullanıyorum önceki postlarımda bahsetmiştim.(tıklayınız). Bu gibi takviye ürünlerle saç uzaması konusunda evet etkili diyebiliriz, en azından ben bu şekilde fayda sağladım. 

Peki ben nasıl kullanıyorum'a gelecek olursam; haftada bir veya saçlarımı kötü hissedersem iki kez kullanıyorum. Saçlarımı iki kez şampuanlayıp, yıkadıktan sonra ıslak saçlarıma max. iki pompa ürünü tüm saçıma dipten uca sürüp, tarakla tarıyorum. Bu şekilde ürün tüm saç tellerime eşit şekilde ulaşıyor. Mentollü bir yapısı olduğundan saç diplerinde çok az bir yanma yapabiliyor(varla yok arası). Biraz masaj yapıp on dakika bekliyorum ve arıtıyorum. 

Son olarak değinmek istediğim özelliği kokusu, bitkisel ürünler çoğu zaman kötü demiyim ama ağır kokabiliyor. Ki Gold' un aksine çok güzel bir kokusu var. Ben de şimdiye dek bir problem yaratmadı(baş ağrısı, mide bulantısı vs.). Bence yeterli bir kalıcılığa sahip. Bir sonraki duşa kadar kalıcılığı hissediyorum ben.


En çok sorulan soruda nereden satın aldığım yönünde. n11. com'dan gayet makul bir fiyata almıştım. Bu tarz ürünlerde tercih ediyorum bu siteyi. Güvenilir ve fiyat konusunda başarılı buluyorum. 


5 Ekim 2016 Çarşamba

Yves Rocher Onarıcı Saç Bakım Yağı...


Başlamışken saç bakım ürünlerinden devam etmek istedim post'larıma. Yine bir saç bakım yağından bahsedicem. Yves Rocher Onarıcı Saç Bakım Yağı. Aslında Hindistan cevizi yağı varken böyle bir ürün fuzuli olabilir diye düşünmüştüm alırken ancak bu iki ürün birbirinden tamamen farklı. Yves rocher saç bakım yağı, kuru bir yağ. Yani saça sürdükten kısa bir süre kurumaya başlıyor. Rahatsızlık veren o yağlı görüntü bu üründe olmuyor. Kısacası ürün saça yapışmıyor.

İçeriğinde birbirinden farklı, çeşitli yağlar var. Yves Rocher'ın kendi İnternet sitesinden yaptığım alıntıda içeriğindeki yağlar hakkında detaylı bilgiler mevcut;


"Yves Rocher Yıpranmış Saçlar için Onarıcı Saç Yağı %99 oranında doğal bir içeriğe sahiptir. Organik Jojoba Yağı ile saçlarınızı derinlemesine beslerken dış etkenlere karşı korur. Formülünde bulunan Organik Babassu ve Güney Amerika Fındığı Yağı saçlarınızı yağlandırmadan onarır. "


Dediği gibi yağlı olan saçlarımda ekstra bir yağlandırma yapmadı.Saç yapısının yağlı olması da matsız olmayacağı anlamına gelmiyor maalesef. Saçlarımız nemini uçlarından kaybedebiliyor. Dış etkenler de cansız ve mat görünüme sebep veren nedenler arasında. Bu anlamda parlaklık sağlama ve nem kazandırma açısından başarılı buluyorum.Saça sağlıklı bir ışıltı da katıyor. 


Kullanım açısından da benim için daha pratik bir ürün şöyle ki, mesela Hindistan cevizi gibi bir yağı kullanmak biraz daha zahmetli. Bekleme süresi daha uzun,saç tarafından emilmesi yine aynı şekilde belli bir süre istiyor. Ama Yves Rocher onarıcı saç yağını duştan maksimum yarım saat önce tüm saçıma dipten uca sürüp beklemem yeterli oluyor. Aslında kullanım talimatında 10 dakika bekletilmesi bile yeterli bulunmuş fakat ben ekstra süre koyuyorum üzerine. Beklerken daha etkili olabilmesi için saç kurutma makinesiyle düşük derecede ısı uygulaya biliyorum ki bence etkili oluyor.  Yani dar vakitlerde yapılması gerekli olan bakımlar için ideal pratiklikte. 

Bunlar haricinde ürünün kapak kısmını da seviyorum. İnce bir delik yapmışlar dökülme kısmına ihtiyaçtan fazla ürün gelmesi gibi bir sıkıntı da yaşanmıyor. Kokusundan biraz bahsetmem gerekirse, çok seviyorum diyebilirim. Yağların o kendine has kokularını sevdiğimden olabilir bu ama koku hassasiyeti olan biri olarak ağır ve yorucu bir kokusu yok.


İçerik kısmına önem verenler içinde, paraben, silikon ve renklendirici içermiyor. Silikon olmamasından dolayı saçta bir ağırlık yapmıyor. 

Detaylı bir şekilde incelemek isteyenler için Yves Rocher'ın kendi sitesindeki ürün linkini buraya bırakıyorum. 

 

Sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşmak isterseniz;
İnstagram; kubraoznll
Snapchat; kubraoznl
varsa sorularınızı ve görüşlerinizi iletebilirsiniz.


The LifeCo Organik Hindistan Cevizi Yağı...


Son zamanlarda Hindistan cevizi yağı modası aldı başını gitti. Daha bir kaç ay öncesine kadar bulmak zorken şimdilerde çoğu kozmetik ve bakım markasının raflarında bulabilmek mümkün. Kullanılsın kullanılmasın artık çoğumuzun evinde bir kavanoz Hindistan cevizi yağı vardır diye düşünüyorum. Peki gerçekten gerekli mi, olmazsa olmaz mı, abartıldığı, üzerine konuşulduğu kadar faydalı mı diye sormadan geçemiyor insan. 

Benim Hindistan cevizi yağıyla tanışmam yaklaşık 6-7 ay öncesine dayanıyor. Güvendiğim ve sürekli takip ettiğim iki blogger da bahsedince kullanım alanlarını ve faydalarını biraz araştırmaya başladım. Bu zaman içinde Bursa Metro'da tesadüf eseri The LifeCo markasına ait Hindistan cevizi yağını görünce hemen bir kavanoz edindim. 

Hindistan cevizi yağının kullanım alanı aslında çok geniş. Mutfakta salataların içine besin değeri açısından ve sağlıklı bir yağ olmasından dolayı kullananlar var. Bunun haricinde hamile kadınlar hamilelik döneminde çatlaklarını önlemek adına nemlendirici olarak kullanıyor. Tırnak etini yumuşatmak ve dudak nemlendirmek için de kullanımı mevcut.Ve daha belki benim bile bilmediğim şekillerde kullanılabiliyor. 

Ben aldığım günden bu yana sadece ama sadece saçlarımda kullandım ama düzenli bir şekilde. Yağlı bir saç yapısına sahibim ancak bu tarz bakım yağlarını kullanırken saç derim daha çok yağlanır mı gibi herhangi bir çekincem olmaz. Hindistan cevizi yağını kullanırken de hiç çekinmedim.

Dediğim gibi saç bakımında kullandım, peki ne sebeple ve nasıl?
Saçlarımı sosyal medya hesaplarımdan beni takip edenler bilir kısa boylarda kullanırım ve çok sık kestiririm. Sürekli farklı modeller kullandığım için çabuk uzamasını istiyorum ki farklı şekillerde kullanabileyim. Hindistan cevizi yağı da hızlı uzatır denildiği ve o sebeple de kullanıldığı için saçımda kullanmayı tercih ettim. Benim bu yağdan öncelikli beklentim buydu yani, hızlı uzatması. 

Ayrıca saçımdaki dönemsel yani mevsim geçişlerinden kaynaklanan dökülmeleri de azaltması amacıyla kullandım. Dökülmeleri azalttığı ve yeni saç çıkarttığı da yine kullanıcı yorumları arasındaydı.

Son olarak tabii ki bakım yapsın. Kullandığımız şampuanlardan, hava kirliliğinden, her gün yaptığımız ısı işlemlerinden zarar gören saçlarım sağlıklı bir görümüm kazansın istedim.

Sonuç olarak bunları yerine getirdi mi peki!
 Büyük bir ölçüde evet. Müthiş bir uzama sağlamasa da takviye ürünlerle iyi bir iş çıkartıyor. Dökülmeleri azaltmada çok daha başarılı buldum ki bence de düzenli kullanımda yeni saç çıkarttığına da inanıyorum. Ve benim en memnun kaldığım özelliği kesinlikle sağladığı bakım oldu. Saçıma ışıltı kattı,yağ olmasına rağmen herhangi bir ağırlık bırakmadan dolgunlaştırdı ve onardı. Saçımı çok yıprattığım bir dönemde kullandığım için Hindistan cevizi yağının onarımını fark edebildim. Ondan sonra toparlayabildim zaten saçlarımı. 


Kullanım şeklimden de biraz bahsetmem gerekirse; haftada bir kez bütün saçıma dipten uca kadar sürüp eşit bir şekilde dağılması için tarakla tarayıp bekletiyorum. Bazen bir gece öncesinden sürüp streçleyip öyle uyuyorum. Böylece gün boyu beklememe gerek kalmıyor. Bütün gece saç yağı emiyor. Ertesi sabah duşa girip arındırıyorum. Ya da sabahtan sürüp en azından 5-6 saat öyle bekleyip duşa giriyorum. Duşta da arındırması gayet kolay, yapılması gereken sadece saçı ıslatmadan önce şampuanı bütün saça sürüp öyleyken suyla köpürtmek. Böyle yaptığımda arındırmama gibi bir sorun yaşamıyorum,diğer tüm yağlı ürünlerde dahil.

Hindistan cevizi yağı ortam ısısıyla hal değiştirebiliyor. 24,5 derecenin altında katılaşıyor. Sıcaklık değeri yükseldiğinde ise sıvı hale dönüyor. Kışın soğuk havalardan dolayı hep donuk halde olduğundan ben kullanacağım kadarını bir tabağa alıp biraz yumuşamasını bekleyip öyle sürüyorum saçlarıma.



Sosyal medya hesaplarından bana ulaşmak isterseniz;
İnstagram; kubraoznll
Snapchat; kubraoznl
varsa sorularınızı ve görüşlerinizi iletebilirsiniz.


1 Ekim 2016 Cumartesi

BIODERMA Sebium Pore Refiner/ Gözenek Küçültücü Makyaj Bazı...

Aldığım günden beri elimden düşürmediğim, makyaj rutinimin en önemli adımı ve parçası olan bu ürünü yazarken gayet keyifli olduğumu söylemek isterim. Aslında bu tür makyaj bazı nitelikli ürünlerle aram pek iyi değildir. Öncesinde The Balm markasına ait makyaj bazını ve Rimmel London'ın makyaj bazlarını kullanıp kötü sonuçlarla karşılaşmıştım. Cildimde yarattıkları en büyük problem yağ bezeleri, butonları oluşturmalarıydı. Hepsini bitmelerine dayanamadan çöpe atmak ya da arkadaşlarıma vermek zorunda kalmışımdır. O yüzden bu tip ürünlere pek sıcak bakmam, alma gereksinimi duymazdım.

Ancak yaz ayları malum, sıcak havalar ve nem üst seviyede oluyor. Yağlı bir ciltte de makyajın bozulmadan durması imkansız. Benim makyaj yaparken bile burnum yağlanıyordu ( o derece). Acaba tekrar bir makyaj bazı alsam mı diye düşünmeye başladım. Araştırmaya başlayınca eleye eleye iki ürün arasında kararsız kaldım. Biri bugün yazısını yazdığım Bidoerma Sebium Pore Refiner bir diğeri ise NYX Pore Filler isimli bazıydı. NYX ürününü ben maalesef bulamadım. Bu yüzden önceliği Bioderma'ya verdim. kozmela.com'dan siparişini verdim. Ve o gün bu gündür özellikle ince yapılı, kapatıcılığı az fondötenlerimin altına sürmeden edemiyorum.


Bu tarz ince yapılı fondötenlerle kullanma amacım, yüzümde durma sürelerinin az olması. makyaj bazı uygulamadığımda kalıcılıkları da az olduğundan çabuk uçuyor olmaları. Hangi cilt tipleri için uygun olduğu, ürünün vaatleri ve kullanım önerilerine biraz bakacak olursak şöyle;

  -Karma ve yağlı ciltler için gözeneklerin belirginliğini azalmaya yardımcı olmaktadır.
  • -Gözeneklerin sıkılaştırılmasına ve daha az görünür hale gelmesini hedefler.
  • -Yağlı cildin cilt dengesinin korunmasına yardımcı olmayı amaçlar.
  • -Cildin ışıltısını geri kazanmasına destek olur. 
Öncelikli hedefi aslında gözeneklerin görünümünü azaltmak ancak bunun yanı sıra makyaj bazı olarak kullanım alanı da mevcut ki ben bu özelliğini kullanıyorum. 

Günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere temizlenmiş cilde kullanılabiliyor.


 Fotoğraftaki gibi beyaz renkte, hafif ve likit bir yapısı var. Çoğu makyaj bazı gibi bariz silikon bir yapısı yok bana göre. Ben burnuma, burun çevreme, dudak kenarlarındaki mimik çizgilerinin üzerine ve çeneme sürüyorum. Sürdükten sonra kadifemsi bir his bırakıyor sanki pürüzsüz gibi. 



Peki memnun kaldım mı?
Gözenek küçültücü özelliğini yorumlamam gerekirse, dediğim gibi makyaj bazı olarak kullandığım için günde bir kez uygulama fırsatı buluyorum. Böyle bir miktar için bence eskiye oranla gözeneklerimde gözle görebildiğim bir sıkılaşma, küçülme var gibi. Sürmediğim zamanlarda ki devam eden pürüzsüzlük hissinden anlayabiliyorum bunu. 

Makyaj bazı olarak ise, yağlı bir t bölgesine göre tutuculuğu beni memnun ve tatmin etti. Özellikle yağlanan kısımlardaki çamurlaşma, parlak görüntü çokça azaldı. En önemlisi başta bahsettiğim yağ bezesi problemini yaşamadım. 


Çok daha uzun süreli kullanımda herhangi bir sorunla karşılaşmamayı umuyorum çünkü şu an zevkle kullanıyorum. Eğer herhangi bir reaksiyonla karşılaşırsam yine objektif olmaya çalışarak buraya yazmaktan çekinmem. 



Bana sosyal medyadan ulaşmak isterseniz;
İnstagram: kubraoznll
Snapchat: kubraoznl